Geçmişin Hesabı
Posted 25/11/09 at 12:24 PM by Commy
Yıllar süren kavgalara yenilmedim ama galip de gelemedim… Hatırlarımda bana düşman anılar da var, bana dost olan günlerim de… Sevmeyi becerdi tam anlamıyla ruhum, başka da bir şey yapamadı. Hep yanlış adreslere düştü sevdamın yolu, hep başka evlerde aradı mutluluğu. Bu yüzden kendi evimin yolunu da bilemem. Nereye mesken tutmuştum en son, nerelerde kalıyordu benliğim… Hatırladığım en son şey, bir yudum çayın deminde sevdanın gözlerini aramaktı. Rastlantıları mukadderat belleyen zihnim, rastlantı diye bir şey olmadığını ancak şimdi anlıyor ve ağlıyor. Ağlamayan, anlayamaz…
Aslında güzel oluyordu; bir yolculuğun sonunda güzel bir karşılaşma veya bir hastane odasında nezaket dolu bir ziyaret… Güzel oluyordu içimden bir şeylerin titrediğini hissetmek ve bu duygulara şehveti asla muhatap etmemek… Tek istediğim bir gelecekti. Güzel günlere yelken açmak ve güzel diyarlarda gezmek. Bir hayatı beraber yaşamaya baş koymak ve o yoldan ölüm dışında asla dönememek. Ölüm… En büyük düşmanım ama karşılaşacağım belki de en güzel dost olacak… Bunu gelecek günler belirler ancak. Bir hayatı harcamak ya da yatırım yapmak daha kutlu bir yer adına. Her şey ellerimde ama ellerimde olmayan şey ise; bir perde arkasına saklanan bir yüz. Kim olduğunu ben dâhil kimse bilmiyor ve bekliyor tevekkül içinde.
Kalemi elime alınca dökülüyor gönül çınarından yapraklar. Deli bir gençliğin hesabını ben ancak kendime soruyorum. İçimde pişmanlık ve şükürle bakıyorum ellerime. Ellerimden yükselirken ağlıyor dualar, gözlerimin pınarı ise nedense kesik bu aralar. Gözlerim ceketimin asılı olduğu yere kayıyor. Alıp gitmek isterken bir şeyler tutuyor beni. Bir söz belki de, bir kaygı… Kaygısızlık dolu yıllarımın tek kaygısıydı sevdalarım. Sevdalarım benden hesap soracak bir gün. Bir gün gelecek ve ben belki yine tek başıma devam edeceğim yoluma. Bir yanım eksik o0lacak, bir yanım da hüzünlü. Yine şiirler yazacağım, yine ağlayacağım anlayıp yaptıklarımı. Yolların sonunda kimse olmayacak ve tek kalacağım ilaç kokulu hastane odalarında. Sabahlar olmak bilmeyecek ve ben gecenin karanlığın yanan bir ışık arayacağım. Pervane misali döneceğim bir mum alevi bulduğum zaman.
Yolların sonunda bir dost olsa da yeter bana. Şimdilik talibi değilim herhangi bir yüreğin. Şimdilik savaşıyorum kendimle ve ayakta kalmalıyım uzun bir süre. Belki hayalimde bir sefere çıkarım Yavuz’un ardından. Ya da uçarım en uzaklara Zümrüd-ü Ankayla. Hayallerimde büyütürüm bir çocuğu en güzel şekilde. Bugünüm iyi geçerse yarın bir adım fazla atacağım kendime. Her geçen bir adım daha fazla derken; elbet buluşacağım kendimle. Gurbet ufuklarında, bir şeylerin ekseninde devam ederken hayat, sükûtun çığlıkları ile uyanacağım. Susuzluğumu belki gidermek nasip olacak kırık bir testiden sızan bir damla su… Sular gibi ağlayarak çağlayacağım ben de… Şimdi uyanıp bu hüzün uykusundan, umut dolu şarkılar söylemek lazım. Kendimi bulmam lazım bir an evvel bu şehrin sokaklarında. Yoksa cesedim boğazın serin sularından karaya vuracak ve ebedi olarak faili meçhul kalacağım… Ruhumu idam etmeye çalışan eski ellerden kurtarıp, onları getireceğim sehpalara ve bir tekme atacağım geçmişimin sehpasına…
Aslında güzel oluyordu; bir yolculuğun sonunda güzel bir karşılaşma veya bir hastane odasında nezaket dolu bir ziyaret… Güzel oluyordu içimden bir şeylerin titrediğini hissetmek ve bu duygulara şehveti asla muhatap etmemek… Tek istediğim bir gelecekti. Güzel günlere yelken açmak ve güzel diyarlarda gezmek. Bir hayatı beraber yaşamaya baş koymak ve o yoldan ölüm dışında asla dönememek. Ölüm… En büyük düşmanım ama karşılaşacağım belki de en güzel dost olacak… Bunu gelecek günler belirler ancak. Bir hayatı harcamak ya da yatırım yapmak daha kutlu bir yer adına. Her şey ellerimde ama ellerimde olmayan şey ise; bir perde arkasına saklanan bir yüz. Kim olduğunu ben dâhil kimse bilmiyor ve bekliyor tevekkül içinde.
Kalemi elime alınca dökülüyor gönül çınarından yapraklar. Deli bir gençliğin hesabını ben ancak kendime soruyorum. İçimde pişmanlık ve şükürle bakıyorum ellerime. Ellerimden yükselirken ağlıyor dualar, gözlerimin pınarı ise nedense kesik bu aralar. Gözlerim ceketimin asılı olduğu yere kayıyor. Alıp gitmek isterken bir şeyler tutuyor beni. Bir söz belki de, bir kaygı… Kaygısızlık dolu yıllarımın tek kaygısıydı sevdalarım. Sevdalarım benden hesap soracak bir gün. Bir gün gelecek ve ben belki yine tek başıma devam edeceğim yoluma. Bir yanım eksik o0lacak, bir yanım da hüzünlü. Yine şiirler yazacağım, yine ağlayacağım anlayıp yaptıklarımı. Yolların sonunda kimse olmayacak ve tek kalacağım ilaç kokulu hastane odalarında. Sabahlar olmak bilmeyecek ve ben gecenin karanlığın yanan bir ışık arayacağım. Pervane misali döneceğim bir mum alevi bulduğum zaman.
Yolların sonunda bir dost olsa da yeter bana. Şimdilik talibi değilim herhangi bir yüreğin. Şimdilik savaşıyorum kendimle ve ayakta kalmalıyım uzun bir süre. Belki hayalimde bir sefere çıkarım Yavuz’un ardından. Ya da uçarım en uzaklara Zümrüd-ü Ankayla. Hayallerimde büyütürüm bir çocuğu en güzel şekilde. Bugünüm iyi geçerse yarın bir adım fazla atacağım kendime. Her geçen bir adım daha fazla derken; elbet buluşacağım kendimle. Gurbet ufuklarında, bir şeylerin ekseninde devam ederken hayat, sükûtun çığlıkları ile uyanacağım. Susuzluğumu belki gidermek nasip olacak kırık bir testiden sızan bir damla su… Sular gibi ağlayarak çağlayacağım ben de… Şimdi uyanıp bu hüzün uykusundan, umut dolu şarkılar söylemek lazım. Kendimi bulmam lazım bir an evvel bu şehrin sokaklarında. Yoksa cesedim boğazın serin sularından karaya vuracak ve ebedi olarak faili meçhul kalacağım… Ruhumu idam etmeye çalışan eski ellerden kurtarıp, onları getireceğim sehpalara ve bir tekme atacağım geçmişimin sehpasına…
Toplam Yorumlar 1
Yorumlar
-
Posted 25/11/09 at 20:47 PM by BeKKe










