Nasip
Posted 29/05/09 at 02:04 AM by Commy
Çaresizler gibi kaçtım bugün, duramadım. Seni görmemek için terk ettim çok sevdiğim yerleri. Oturdum bir çay içtim önce… Rüzgârlı tepe hiç olmadığı kadar güzeldi bugün her şeye inat. Gözlerim daldı gitti yine uzaklara ve seyre daldım gümüş gölü. Birkaç eski dosta rastladım bugün. Her şey seni hatırlattı bana. Seninle karşılaşmak için dolaştım baştan aşağıya, kalabalık insanlar arasında. Lakin bulamadı gözlerim seni ararken tanımadık yabancı yüzlerde… Birden kaçmak geldi içimden. Sahi; seni görsem ne diyecektim ki sana? Nasıl olsa varlığımın ve geri dönüşüm bir anlam ifade etmiyordu senin için. Öyle olmasaydı bir haber gönderirdin ya da yaşadığını belli ederdin bir kez. Ama sen onu bile çok gördün bana gurbette…
En çok yağmur yağdığı zaman hatırlardım seni. Gurbetin yağmuru kesiyordu sanki beni dilim dilim. Soğuktu ve acıtıyordu yüreğimi. Oysa sana yakışan ılık bahar yağmurlarıydı. Hani insanın yüzünü ve ruhunu okşar gibi yağan ve yağdıktan sonra etrafa toprak kokusu saçan cinsten. Yine de yağmur sen demektin ve ben hep seni hatırladım. Her ne kadar sen beni hiç hatırlamasan da… Şimdi; bir sigara dindirmez efkârımı ve çare olmaz amansız yalnızlığıma. Sevdam, mum ışığında kitap okur gibi çaresiz şimdi. Bir gel git arasında sıkışıp kaldı. Seni sevmeye devam mı etmeliyim? Yoksa söküp atmalı mıyım yüreğimi yerinden? Ben ölmeden önce yazmışım meğerse şiirlerimi. Şimdi ilhamımı yitirdim ve pencereden bakıyorum öksüz kalan şehrime. Galiba yine bir vedanın arifesinde yaşıyorum. Olsun varsın… Bu hayatımda ilk vedam değil ve son da olmayacak. Her zaman yollarda gideceğim ama içimde bir sızı olarak kalacaksın… Mutlu ve bahtiyar olsun seni bana çok görenler. Seni bensiz bıraktılar ama beni sensiz bırakamadılar. Oysa çok uğraştılar buna. Hep seni anlattılar bana hiç iyilikten bahsetmediler. İnanmadım onlara. Meleklerin kıskandığı biri anlattıkları gibi olamazdı. Sen yenildin onlara ama ben eğmedim boynumu, sana ait kaldı yüreğim…
Bu gecemi yine sana ayırdım. Başkalarına ait olmayan ve olmayacak olan yüreğim sensiz bir geceyi kabul edemez. Yıldızlar bu gece inadına parlıyor. Yıldızları seyre dalıyorum hep bir tabut görüyorum ve ismim var üzerimde. Taşıyorlar omuzlarda dostlarım… Bir de bir bebek sarılmış kundağa. Onu da kucağında taşıyorsun. Bir mana çıkarmaya çalışıyorum. Gözlerimdeki yorgunluğa ve yılgınlığa veriyorum gördüklerimi. Hayat çok yordu beni, senden uzakta yaşadığım soğuk gurbet gecelerinde. Herkes imrendi sana ve herkes acıdı bana, çaresiz sevdama… Kızdılar bir de seni benden alanlara… Birisi vardı aralarında. Bakıp gözlüklerinin üzerinden tek bir kelime etti ve sustu yazan kalemim. Sustu bütün kâinat tek kelime karşısında. “Nasip” dedi güzel dost. Sonra devam etti aynı bilgelikle; “Nasip de bir imtihandır.”
En çok yağmur yağdığı zaman hatırlardım seni. Gurbetin yağmuru kesiyordu sanki beni dilim dilim. Soğuktu ve acıtıyordu yüreğimi. Oysa sana yakışan ılık bahar yağmurlarıydı. Hani insanın yüzünü ve ruhunu okşar gibi yağan ve yağdıktan sonra etrafa toprak kokusu saçan cinsten. Yine de yağmur sen demektin ve ben hep seni hatırladım. Her ne kadar sen beni hiç hatırlamasan da… Şimdi; bir sigara dindirmez efkârımı ve çare olmaz amansız yalnızlığıma. Sevdam, mum ışığında kitap okur gibi çaresiz şimdi. Bir gel git arasında sıkışıp kaldı. Seni sevmeye devam mı etmeliyim? Yoksa söküp atmalı mıyım yüreğimi yerinden? Ben ölmeden önce yazmışım meğerse şiirlerimi. Şimdi ilhamımı yitirdim ve pencereden bakıyorum öksüz kalan şehrime. Galiba yine bir vedanın arifesinde yaşıyorum. Olsun varsın… Bu hayatımda ilk vedam değil ve son da olmayacak. Her zaman yollarda gideceğim ama içimde bir sızı olarak kalacaksın… Mutlu ve bahtiyar olsun seni bana çok görenler. Seni bensiz bıraktılar ama beni sensiz bırakamadılar. Oysa çok uğraştılar buna. Hep seni anlattılar bana hiç iyilikten bahsetmediler. İnanmadım onlara. Meleklerin kıskandığı biri anlattıkları gibi olamazdı. Sen yenildin onlara ama ben eğmedim boynumu, sana ait kaldı yüreğim…
Bu gecemi yine sana ayırdım. Başkalarına ait olmayan ve olmayacak olan yüreğim sensiz bir geceyi kabul edemez. Yıldızlar bu gece inadına parlıyor. Yıldızları seyre dalıyorum hep bir tabut görüyorum ve ismim var üzerimde. Taşıyorlar omuzlarda dostlarım… Bir de bir bebek sarılmış kundağa. Onu da kucağında taşıyorsun. Bir mana çıkarmaya çalışıyorum. Gözlerimdeki yorgunluğa ve yılgınlığa veriyorum gördüklerimi. Hayat çok yordu beni, senden uzakta yaşadığım soğuk gurbet gecelerinde. Herkes imrendi sana ve herkes acıdı bana, çaresiz sevdama… Kızdılar bir de seni benden alanlara… Birisi vardı aralarında. Bakıp gözlüklerinin üzerinden tek bir kelime etti ve sustu yazan kalemim. Sustu bütün kâinat tek kelime karşısında. “Nasip” dedi güzel dost. Sonra devam etti aynı bilgelikle; “Nasip de bir imtihandır.”
Toplam Yorumlar 0








