|
| İslam ve İnsan İslami videolar, islami resimler, dua, ayet, hadis, ilmihal, peygamber ve sahabeler, Hz. Muhammed (S.A.V.), ilahiler, dini hikayeler |
![]() |
![]() |
|
LinkBack | Seçenekler | Stil | ![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Doçent
Durum: Offline
Üyelik tarihi: Jun 2009
Bulunduğu yer: Küre-i arz
Konular: 245
Mesajlar: 1,330
Blog Başlıkları: 14
Tecrübe Gücü: 4
Tecrübe Puanı: 107
![]() ![]() |
Teravih 20 Değil 20 Bin Rekâttır
Kaç rekat olduğu tartışma konusu olan Teravih namazını anlatan Cemil Tokpınar, teravihin neden 20 değil de 20 bin rekât olduğunu açıkladı. Ramazan’da işlediğimiz her iyiliğe, yaptığımız her ibadete bin kat sevap veriliyor. Cehennem kapıları kapanıp Cennet kapıları açılıyor ve şeytanlar zincire vuruluyor. Af ve mağfiretin coştuğu, günah hamalı olan biz ahir zaman Müslümanları için kârlı bir ticaret mevsimi ve adeta kurtuluşumuz için bir can simidi olan Ramazan’ın müstesna bir ibadeti teravihi yeniden keşfetmek ve tavizsiz olarak uygulamak zorundayız. Zaten ümmet olarak birçok nafile namazın hakkını veremiyoruz. Hiç değilse her bir rekâtı bin rekât olarak yazılan teravihe sarılalım. Her gün yirmi bin rekât namaz kılmış gibi sevap almayı kim istemez? Hiç kılmayıp terk etmekle ya da kabul olmayacak derecede hızlı kılmakla Allah’ın rızasını reddettiğimizin farkında mıyız? İhmal ettiğimiz her bir teravih, Cennetteki bahçemizi küçülten, köşklerimizi azaltan bir hatadır. Belki de Cehennemin yollarını tıkayacak güzelim rekâtları, heba ediyoruz, heder ediyoruz… Haşirde bizi kurtaracak bir yiğit Teravih, haşir meydanında hesap görülürken terazimizin sevap kefesini ağırlaştıracak muhteşem bir ibadettir. Kim bilir, tam da sevaplarımız az geldiğinde, Cehennem korkusundan zangır zangır titrerken, kalbimiz heyecandan gümbür gümbür atarken, güzel gökçek, dırahşan çehreli bir yiğit gibi teravih namazımız gelecek, hafif gelen sevap kefesine kurulacak ve bir anda her şey tersine dönecektir. Hiç kimsenin hiç kimseye bir katkısı olmadığı o dehşetli günde bize şefaat edecek, elimizden tutacak olan teravihe niçin dört elle sarılmıyoruz? Bakın ne diyor Sevgili Efendimiz (s.a.v.): “[COLOR="rgb(244, 164, 96)"]Kim Ramazan ayının şeref ve faziletine inanarak, Cenab-ı Hakkın rızasını gözeterek Ramazan hatırası için teravih namazını kılarsa, geçmiş günahları affedilir.”[/COLOR] (Buharî, Savm:69) Kim bu müjdeye kavuşmak istemez? Ya şu müjdeye nail olmak için 20 rekât namaz az bile gelmez mi? [COLOR="rgb(244, 164, 96)"]“Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimse o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş olur.”[/COLOR] (Tirmizî, Savm:61) “Nasıl olsa sünnet” demeyinTeravihi, “nasıl olsa sünnet” düşüncesiyle asla hafife almamak gerekir. Hatta her zamanda ve her şartta tavizsiz bir tavrımız olmalı. Çünkü, yolculuk, hastalık, misafirlik, iş yoğunluğu gibi bir mazeretle kılmadığımız zaman nefsimiz alışkanlık kazanacak, hafife alacak ve önemsemeyecektir. Ne zaman ki bir gün kılmayıp ihmal ettiniz; ertesi gün nefis şunu söylemeye hazırdır: — Canım ne olacak kılmasan? Dün de kılmamıştın. Hem zaten farz bile değil. Üstelik birkaç kez 20 rekât kıldın. Oysa sekiz bile kılınırmış. Fazla kıldıklarını kılmadıklarına say. Bazen de çok masum bir mazeretle geliyormuş gibidir nefis. Gün boyu Allah yolunda bir hizmet için koşturmuşsunuzdur. — Bugün teravihi kılmasan da olur. Zaten hizmet için koştun. Onun sevabı sana yeter de artar bile, diyerek kandırmaya çalışır. Eski asırların insanları çok ibadet eder, tavizsiz yaşarlardı. Ara sıra gerçek mazeretleri olduğunda kılamaz, buna bile üzülürlerdi. Günümüz Müslümanları ise, bir bahaneyle teravihten kaçmak için fırsat kolluyor. Mazeretinin birisi gerçekse, birçoğu asılsız bahanelerden ibaret. Bu yüzden nefse karşı tavizsiz olmak, meydan okumak ve hiçbir bahanesine yüz vermemek tek çözümdür. Nefisle teravih tartışması Ben bunun yolunu tavizsizlikte buldum. Teravihle ilgili yıllar önce nefsimle bir tartışma yaşadım. Bunu özet olarak yazmak istiyorum. Aramızda şöyle bir konuşma geçti: — Ey nefis! Sakın ola bana teravih için bir bahaneyle gelme. Hiçbir sözünü dinlemem. — Estağfirullah efendim, elbette senin gibi bir namaz sevdalısına ben ne diyebilirim? Ancak sünnettir, hasta veya yorgun olunca ne yapacaksın? — Yine kılarım, teravih bu. Bire bin yazılıyor. Ya bir dahaki Ramazan’a erişemezsem? — Ama ayakta duramazsanız? — Direnirim, dururum. Ama duramazsam, oturarak kılmak da caiz. — Peki, Ramazan’da sık sık konferanslara gidiyor, namazı anlatıyorsun. Yolculukta kılmazsan bir şey olmaz. Zaten Allah için çalışıyorsun. — Öyle mi? İnsanlara tavsiye ettiğimizi kendimiz yapmazsak doğru olur mu? Seyahatlerde çoğu kez gittiğimiz beldede fırsat oluyor, camide kılıyoruz. Pek azı yolculuk anına rastlıyor. O zaman da molalarda pekâlâ kılabiliyorum. — Haklısın ama hiç değilse iftara gittiğin misafirliklerde kılmasan… Çünkü Allah yolunda çok tatlı sohbetler oluyor… — Yine yanıldın nefis, Ramazan sohbetten çok ibadet zamanı. Hele hele boş geziler, eğlenceler, lüzumsuz sohbetler sevap yerine günah getirir. Misafirliklerde ya camiye gitmek gerekir ya da evdeki çoluk çocuk kimse varsa cemaat yapıp yine teravihi kılmak lazımdır. — Yani bu teravihi engelleyen hiçbir şey yok mu? Farzın bile bazen mazereti oluyor… — Teslim olursan bahane çok. Ancak kim bahanelere aldırıp her gün en az 20 bin rekât sevabı kazandıran 20 rekatlık teravihi ihmal ederse, adeta 20 bin adet beşibiryerde altını kaybetmiş olur. Bu yüzden hiç karşıma çıkma, beni kandıramazsın. Bu tür uzun münazaralardan sonra nefsim anladı ki, boş yere uğraşmaya gerek yok, ikna etmek mümkün değil.. Teravihin feyzinden hissesiz kalmayın.Tabiî diyeceksiniz ki: — Yoğun koşturmacalar içindeyken hiç mi kaçırdığımız teravih olmayacak? O sizin teravihe verdiğiniz öneme ve değere bağlı. Camide cemaatle kılmak daha faziletli olduğu halde fırsat bulamadıysak yalnız kılacağız, ama terk etmeyeceğiz. Gece kılmaya imkân bulamadık veya uyku ve yorgunluk galip geldiyse, sahura biraz erken kalkıp yine kılacağız. Çok uğraştık, ama zaman daraldıysa hiç değilse sekiz rekât kılacağız, ama o feyiz deryasından hissesiz kalmayacağız. Tabiî asla içindeki dualardan eksiltmek, hızlı kılmak gibi bir nefis oyununa mağlup olmamalıyız. Eğer olağanüstü meşgulsek veya zamanımız darsa, terk etmek yerine daha kısa surelerle yine kılıp o muazzam hazineden nasipsiz kalmayalım. İhmal eden, hafife alan, küçümseyen ya terk eder ya birkaç teravihle yetinir. Ama önemseyen, değer veren, hassas ve tavizsiz olan ya tümünü kılar. Bize tümünü kılmak yakışır. Çünkü ahir zaman Müslümanıyız, çok günahkârız, affa ve sevaba çok muhtacız. Ey Rabbim, en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde...senin yanına sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde... __________________ Bir yıldızla konuşurum susmuşum Meryem gibi... Söz işlemez yüreklere sukutum dağlar gibi. .
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| anne değil canavar | KeLebek123 | Güncel Haberler | 3 | 01/06/10 21:54 PM |
| Yaşam bir tesadüf değil | Renovatio | Hikaye | 2 | 18/02/10 12:43 PM |
| Bu Şehir Gerçek Değil.... | Renovatio | Resim ve Fotoğraf Galerisi | 2 | 31/10/09 23:16 PM |
| Okuyabiliyormusunuz ilginç değil mi? | Renovatio | Sağlık Bilgisi | 4 | 22/09/09 15:35 PM |
| Teravih Namazında Nelere Dikkat Etmeliyiz... | F-S-M | İslam ve İnsan | 0 | 21/08/09 07:06 AM |