|
![]() |
![]() |
|
LinkBack | Seçenekler | Stil | ![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderator
Ruh Halim:
Durum: Offline
Üyelik tarihi: Jan 2011
Bulunduğu yer: Geyik Tepe
Yaş: 26
Konular: 172
Mesajlar: 2,048
Tecrübe Gücü: 2
Tecrübe Puanı: 35
![]() |
Aziz Yıldırım’ı da kurtardılar
Dün okuduğum bir haber, iki yıl önce bu köşede (22 Nisan 2009’da) kaleme aldığım, “Ergenekon kimlerin hayatını kurtardı?” başlıklı yazıyı hatırlamama neden oldu. Dün Haber 7 başta olmak üzere medyaya son dakika bilgisi olarak düşen haberlerde, şike soruşturması kapsamında gözaltına alınan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ve İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde anjiyo yapıldığı bilgisi aktarılıyordu. Yine medyaya düşen haberlerde, eğer gözaltına alınmamış olsaydı, 13 Mayıs'ta Gonca Çelikkıran ile hayatını birleştiren Aziz Yıldırım'ın bugünlerde balayına çıkmak için plan yaptığı haberlere konu oldu. Hatta Aziz Yıldırım’ın uçak biletlerini bile aldığı, 6 Temmuz 2011’de ABD’ye giderek tatil yapacağı, fakat şike soruşturmasında gözaltına alınınca balayının da rafa kalktığı aktarıldı. Tam bu noktada sorumuz şu: Eğer şike soruşturması kapsamında gözaltına alınmamış olsaydı, balayı öncesi şöyle tepeden tırnağa bir sağlık kontrolünden geçmeyi, en azından anjiyo olmayı düşünür müydü Aziz Yıldırım... İki yıl önceki yazımızda benzer soru, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındığında hemen soluğu hastahanelerde alan, ameliyat masalarına yatan, kimi günlerce, kimi aylarca, kimi yıllarca hastahane odalarında kalan general ve üst düzey diğer isimlerle ilgili soruluyordu. Bu yazıdan sakın ola, kimsenin sağlık sorunu ile dalga geçtiğimiz gibi bir anlam çıkarılmasın. Fakat, “Traji komik hadiseler yaşanıyor ülkemizde...” satırları ile başlayan “Ergenekon kimlerin hayatını kurtardı?” başlıklı 2 yıl önceki yazımızda şu satırlar yer alıyordu: “Traji komik hadiseler yaşanıyor ülkemizde... Hangisinden başlayalım? Son zamanlarda örnek o kadar çoğaldı ki... Türkiye’nin en iyi doktoru meğer kendi sağlığını ihmalden az daha hayatını kaybediyormuş da haberi bile yokmuş (!). İşin ilginci, hayatını kimlere borçlu dersiniz... Başkent Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın gözaltına alınmasından sonra Başkent Üniversitesi Senatosu’nun yayınladığı kamuoyu duyurusunda kendisi ile ilgili olarak; “Ülkemizin 14 farklı bölgesinde 16 hastane ve sağlık kuruluşunu hizmete sokan, fiilen yaptığı böbrek ve karaciğer ameliyatları ile her hafta birçok kişiye can veren bir hekimin...” ifadelerine yer veriliyordu. Demek tam 16 hastanesi varmış. Şu işe bakın ki, başkalarına can veren (!) bir hekim hayatını Ergenekon savcılarına borçlu... Eğer savcılar kendisi hakkında tutuklama kararı verip cezaevine göndermeselerdi ve bu sırada rutin işlemler kapsamında sağlık kontrolünden geçirilmemiş olsaydı, senatonun açıklamasında yer alan ifadesi ile başkalarına can veren profesörün kalp sorunu fark edilmeyecekti bile... Nitekim dün Prof. Haberal anjiyo oldu. Halbuki aynı dertten mustarip olanlar, “kalpte damar tıkanıklığı” denilen olayın, öyle üç-beş günde ortaya çıkıveren bir belirti olmadığını söylüyorlar.” Neyse biz geçelim diğerine... Bu defaki haberimiz Yeditepe Üniversitesi’nin web sayfasından... Habere göre, Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu Bedrettin Dalan, kurdukları Diş Hekimliği Fakültesi’nden söz ederken, dünyada eşi benzeri olmadığını ifade ettikten sonra, ‘daha iyisi varsa anahtarı bırakırım’ iddiasında bulunmuş. Kadere bakın ki, dünyanın en iyi diş hastanesine sahip olan Dalan, kendi dişlerinin ne kadar sağlıksız olduğunu ancak Ergenekon savcıları kendisi için tutuklama kararı aldıktan sonra fark etti. Hazır ABD’ye gitmişken, madem savcılarımız beni çok düşünüyorlar, dişlerime de bir baktırayım dedi. Sözün kısası, aranmasına rağmen hala ABD’de olduğu iddia edilen Dalan da ağız ve diş sağlığını Ergenekon savcılarına borçlu. Hoş, dünyanın en iyi hastanesi kendisine ait olsa da, nedense daha kötü olanlarla idare etmek ve ABD’de baktırmak zorunda kaldı. Halbuki gelse, eşi benzeri yok dediği kendi hastanesinde tedavi ettirebilirdi. Neden gelmedi acaba?” Hangi birini sıralayalım. Veli Küçük, Hurşit Tolon, Şener Eruygur, Levent Ersöz. Bu koca koca paşalar da Ergenekon savcıları sayesinde sağlıklarının ne durumda olduğuna vakıf oldular. Yoksa hafizanallah hücceten gideceklermiş de, haberleri bile olmayacakmış. Her biri daha cezaevine adım atar atmaz, meğer sağlıklarının ne kadar da bozuk olduğunu fark ettiler. Çok geçmeden hastalandılar. Yüce devletimiz herbirini tedavi ettirdi. Hani kendilerinin gariban olduklarını düşünsem ve ‘sosyal güvenlikleri yok ki, normal zamanda rutin sağlık işlemlerine ayıracak zaman ve maddi imkanları olmadığından, hazır cezaevine girmişken kendilerine bir güzel Check-Up yaptırmayı kurnazlık etmişler desem. Örnekleri uzatmak istemiyorum. Hangi birini sıralayayım...” İki yıl önceki yazı şu satırlarla bitiyordu: “Sanırım önde gelen Ergenekon sanıklarının savcılara bir teşekkür borcu var. Baksanıza, sanki savcı değil hekimmiş gibi gözaltına alınanlara bir çeşit faydaları oluyor. Danıştay katili Alparslan Arslan'ın annesi Porsor Arslan, “Birileri GATA'ya gidiyor kurtuluyor, benim oğlum 3 yıldır böyle süründürülüyor” demiş. Bu örnek bile kafa karışıklığını izah etmeye yeter. Eh, artık yetiversin. Hakikaten komik oluyor.” Sözün kısası, Aziz Yıldırım da balayı öncesi ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ve gecikmeksizin tedavi olması gerektiğini Türk adaletinin değerli savcıları sayesinde öğrendi. Gözaltına alındıktan sonra sorgusunun ardından Silivri cezaevine götülürken her nasılsa birden önemli bir hastalığı olduğu fark edilen Mehmet Haberal da, tıpkı Aziz Yıldırım gibi, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'ne kaldırılmış ve orada iki yıla yakın kalmıştı. İki yıl sonra hastahanede yatmayı gerektirecek ciddi sağlık sorunu olmadığı anlaşılınca yeniden Silivri’ye götürülmüştü. Ayağa kalkması bile hastanın ölümüne neden olur denilen Mehmet Haberal, Gandi Kemal sayesinde vekil yapılarak turp gibi Meclis’e gitmeye hazırlanıyorken, yargıçlar “duuuur” dedi... Bakalım Aziz Yıldırım içine düştüğü badireden nasıl sıyrılacak? Dilerim ciddi bir sağlık sorunu yoktur ve dilerim hakkındaki iddialar boş çıkar. Bir Fenerbahçeli olarak, özellikle ligin ikinci yarısında oynadığı futbol bu keyif veren bu kadar güzel takımın maç kazanması için hileli yollara başvuruldu ise, bunu Alex gibi alının teri ile top oynayan oyuncuların emeklerine karşı saygısızlık sayarım ve asla affetmem. Ama yıllardır futbol dünyasında konuşulup duran şuyuu vukuundan beter iddiaların aslı astarının ortaya çıkarılması için de bir yerden başlamak gerekiyordu. Olayı sadece F. Bahçe endeksli ele almak kifayetsiz kalır. Bakalım soruşturmadan ne çıkacak Prof. Dr. Osman ÖZSOY __________________ Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.. NFK |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ah Aziz Yâr... | Renovatio | Edebiyat | 0 | 11/02/11 23:40 PM |
| Peygamberimiz’in Kızı Hz. Fatıma’ya Fakirliğe Karşı Öğrettiği Dua | Renovatio | Hz. Muhammed (S.A.V.) | 3 | 25/07/10 03:39 AM |
| Kur’ân’dan Sekiz şey Öğrendim.. | BeKKe | Dua, Ayet, Hadis, İlmihal | 4 | 09/04/10 00:14 AM |
| Kur’an’ı Önyargıyla Okudum, O BENİ TESLİM ALDI | refref | Dini Hikayeler | 2 | 05/02/10 00:24 AM |
| Aziz Yıldırım istifa etti | Renovatio | Güncel Haberler | 0 | 06/12/09 01:50 AM |